4
4 Beğeni

Nefis dediğimiz şey bizi yokla var arasında ince bir çizgi üzerinde gezdirirken öbür yandan da benliğimizi hissetmemizi sağlar. Evet, nefis insanoğlu için bu kadar kritiktir. Yüzyıllardır nefsine hakim olmayı isteyen ancak bunu hala bir türlü beceremeyen bir türüz. Çeşitli öğretiler denendi, birçok farklı yöntem kullanıldı. 

İçimizden gelen her isteğe otokontrol olmadan yanıt verir gerçekleştirmeye çalışırsak bu dünya şu anki halinden de daha fazla yaşanmayacak hale gelir. Toplum da aslında bizi ehlileştiren önemli faktörlerden biri. Ancak her birey kendi iç huzurunun yanında ruhunu terbiye edebilse her şey çok daha iyiye gidecektir. Bazı kadim toplumların başlıca öğretilerinden olan mutlak toplum huzuru da buna bağlıdır. Halk beraber yaşar ancak herkes kendi içinde mutluluğa ulaştığı an o halk mutludur. Mutluluk da değil aslında, huzurludur. Huzurun bize getirileri vardır. Sağlık da mutlak iç huzurla beraber gelir mutluluk da. Şu an bana inanmayacaksınız ama bu hayatta istediğiniz iş, para, her türlü maddiyat da yine iç huzura bağlıdır. Biz insanoğlu dışarıdaki kötülüğü bir filtreden geçirerek onunla ilgilenmek yerine içimizdekini ehlileştirip önce değişimi kendimizden başlatırsak işte o zaman dünya yaşanacak bir yer haline gelir.

Bugün sizinle Asya kökenli Tibet coğrafyasında belki de onlarca yıldır Buda’nın öğrencileri tarafından Budist Tapınaklara gelen ilk öğrencilere verilen bir öğretiyi paylaşacağım. Bu ritüel ruhumuzun iplerini nasıl elimize alacağımızı algılamamız için bilinç düzeyimizi sonraki öğretilere hazırlıyor.Öncelikle oraya bizzat gitmiş ve o atmosferi bire bir yaşayan kişilerin anlattıklarının dışında pek bir kaynağımız yok. Özellikle dikkat edilen bir husus bu oralarda. Özellikle tapınağın içerisine aynı burada TSK bölgelerine girerken uyguladığımız prosedürlere benzer şekilde girildiğini öğrendik. Her türlü kayıt aleti, akıllı telefon, ses kayıt cihazı gibi teknolojik aletlerin içeriye girmesi yasak. Bunun bence iki sebebi var birincisi içerideki maneviyatı bozmamak, o ruha aykırı şeyler yapmamak, ikincisi ise dış dünyayla olan tüm iletişimi sıfıra indirerek kendimizle baş başa kalabilmek. Çünkü duvarlarda yazan, ilk günden son güne kadar öğretilmeye çalışılan iç huzura yolculuğun ilk şartı kendini dinleyebilmek ve yeri geldiğinde kendini susturabilmek.İlk kez kendileriyle tanışanlara adeta bir workshop gibi bir etkinlikle “merhaba” diyor Budist Rahipler. Size elimden geldiğince bu ritüelii anlatmak istiyorum. Herkesin de evde kendi kendine yapabileceği şeyler bunlar, zaten olmasa şüphe etmek gerekirdi. “Her şey sizsiniz, siz her şeysiniz.”

Etkinlik kıyafetlerin bırakılıp dış dünyada birbirimizden farklı olmadığımızın bir tescili niteliğindeki kumaş parçalarını üstümüze almamızla başlıyor. Bu işin içine girmek istediğinizde zaten saç-sakal kesimi yapılıyor ancak oluşuma turistleri çekmek ve hiç bilmeyen insanların tanımasını sağlamak için saçları kesmek yerine bir eşarbımsı kumaş parçası veriliyor. Genelde tüm o etkinlik ve diğer çevresi boyunca herkes minimum şekilde birbirleriyle iletişiliyor gereksiz olduğunda kimse konuşmuyor. ‘Her şeyin minimalizmi’ni benimseyen insanların iç huzurlarını gerçekten hissedebiliyorsunuz. Yağmurlu havalarda yüksek tavanlı ve oldukça geniş bir alana konuçlanmış salonda, güzel havalarda rüzgarı doğal olarak hissedebilmek adına dışarıda yapılıyor bu ritüel. Rüzgarın önemi gerçekten fazla, salondayken de yapay rüzgar kaynakları kullanılıyor. O atmosferi yaşamamız için ilk kez bu huzura yürüyenler gibi onların ortamlarını benimsemek elzem davranışlardan.

Herkes yerde minderlerin üzerinde birer metre aralıklarla oturuyor. Herkesin önünde bir kaç adet öz mü öz ve yöreye ait parça çikolata mevcut, buradaki Beyoğlu Çikolatası gibi düşünebilirsiniz, ben araştırdım tek farklı noktası pişirme yöntemiymiş. Yaklaşık 20’şer kişilik gruplarla yapılan bu etkinlikte temel şu ki ağzımıza aldığımız çikolatayı ısırmadan, ağzımızda kendiliğinden eriyerek tüketmek. Acele etmeden, çikolatayı ısırmadan, damağımızla ezmeden, veya içerisindeki fındık ve antep fıstığını ayrı şekilde ısırmadan devam etmek şart. Çikolatanın tüm zevki içimize işleyecek ancak biz ondan bir fazlasını isteyip bir fazlasına hamle yapmadan tıpkı hayatın bize verdikleri gibi şükrederek hazı yalnızca o anda, o zaman diliminde kalıp yaşayarak hissedeceğiz. Hayatla ilgili tüm tecrübelerinizi aslında bu örneğe bağdaştırabilirsiniz. Burada toplu şekilde olduğu için dürüstlük öğretisiyle beraber o an el kaldırıp eğitmenden kafa onayı alarak -çünkü konuşmadan halledilebilir durumlarda konuşulmaz- grubun önüne çıkıp, “nefsime hakim olamadım, kendi ruhumun bu bedenle Buda gibi sahibi olmak için çok çalışacağım.” benzeri bir konuşma yapıp tekrar yerine oturuluyor. En sona kalanlar tebrik ve takdir ediliyor. Bu insanlara göre bu çok temel ama ruhumuzu anlayabilmek adına önemli bir öğretiymiş. Ağız kaslarını tutmak ne kadar zor olabilir diye düşünebilirsiniz, hakısınız. Size bunu bizzat uygulamanızı öneririm. Bu öğreti o tapınaktaki üst kademelerce de yapılmaya devam edilen bir öğreti olduğu için turistleri kandırmak için yapılan bir workshop gibi kesinlikle düşünmeyin. Bu işin hocaları da ruh terbiye ederken bu ve bunun gibi basit ama etkili yöntemlere başvuruyorlar.

Umarım buraya kadar okumuşsunuzdur ve şu an kahkahalarıma eşlik ediyorsunuzdur. Sevgili Buda’dan ve ona gönül vermiş tüm Buda severlerden özür diliyorum. Bu sekans daha demin Türk kahvemin yanında bulunan bir parça bitter çikolatamın ağzımda 3-5 saniye boyunca erirken tamamen erimesine izin vermeyen ben tarafından bizzat götümden uydurulmuştur. Belki götümden uydururken doğru bir şeyler söylemiş doğru bir şeyleri denk getirmiş olabilirim ama bununla ilgili kesinlikle bir kesinliğin içinde değilim. İlk günden beri diyorum, bu char’dan çıkan şeylerin gerçekle ilişiği yoktur diye. Direk profilimde “bu sitede anlatılan hikayelerin gerçek kişi ve kurumlarla hiçbir ilgisi yoktur belki de vardır. Gerçek yaşam öykülerinden esinlenerek kurgulanmış olabilir ama olmayabilir de…” diye yazı var. Bunu dükkanın girişine asmamın gerçekten bir sebebi vardı. Şurada beni okuyan 3-5 insan var zaten onlar da muhtemelen denk gelip okuduktan sonra sayıp sövüp çıkıyorlardır. Velhasıl kelam ben yazarken çok eğlendim umarım siz de okurken eğlenirsiniz. Her gördüğünüze de inanmayın. Bunlar ileride bestsellers’dan düşmeyecek keriz tokatladığım kişisel gelişim kitabımın ayak sesleri.

İsteyen çikolataları ağzında eritebilir, yapabiliyorsa, gerçekten çok güzel oluyor.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

4
4 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
1
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
1
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mister1

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı