0

Pollyannacılıkla suçlanırdım. İnsanları hep iyi sanardım ya pollyannaydım ben.

O halde onlar pollyannacılık ne demektir, pollyanna kime denir bilmiyorlardı. Çünkü pollyannacılık herkesi iyi sanan insanlara söylenen bir sıfat değildi; her kötü durumdan bile iyi yönler bulabilen insanlara söylenebilen bir sıfattı. Oysaki bu halde ben pollyanna olmuyordum zaten; ben yalnızca kendim dışında herkesi iyi sanıyordum. İkisi farklı şeylerdi ama bunu onlara anlatmadım. Öyle dediklerinde sadece gülümsemeyi tercih ettim. Çünkü biliyordum ki sahiden pollyanna olsaydım böyle olmazdım; ya da en azından benim bildiğim pollyannalar böyle olmazlardı.

Ama yine de onlar beni kendilerince pollyannacılıkla suçlarlardı. İnsanları hep iyi sanardım ya pollyannaydım ben. Gerçi söyledikleri her şey yanlış da sayılmazdı. Evet, söyledikleri tek bir şey doğruydu; insanları hep iyi sanardım. Biri bir kötülük yapsa onu içimde temize çıkartmak için bir sürü tezler üretirdim. İstemeden yapmıştır derdim, sen yanlış anlamışsındır derdim, aslında onlar iyi insanlar derdim. Onlar iyiler Beyza, neden böyle kötü düşünüyorsun, asıl kötü olan sensin derdim.

Onlarca pollyannacılıkla suçlanırdım. Dünya benim gördüğüm gibi değilmiş. İnsanlar benim sandığım gibi değilmiş. Ben hiçbir şeyin farkında değilmişim.

Şimdi bu yaşımda söylüyorum, aslında farkında olmamak değildi benimkisi; yalnızca inanmak istediklerine inanmak, hayatı daha yaşanılır kılardı. Başkalarını değil de; her konuda kendini suçlamak vicdanı daha az rahatsız ederdi. Hep kendini suçlamak, başkalarını suçlamaktan daha kolaydı çünkü. Ne delile gerek vardı ne yargıya. Hakim bendim; delil ikrarım. Ve sonuç; hep ben yanlıştım. Karar; ömür boyu mahkumiyet; vicdan mahkemesince verilen.

Oysa onlarca pollyannacılıkla suçlanırdım. Yaşamımı daha yaşanılabilir kılıyorduysa bu pollyannacılık dedikleri; o halde pollyanna olmak da ne vardı sanki ? Tamam o halde, ben onlardaki anlamı ile pollyanna olmayı kabul edebilirdim. Tamam, o halde ben pollyannaydım. Ve bu duruma da inanmaya başladım sonra sonra, hakikatte öyle olmadığını biliyorsam da… Ve bu durum ömür boyu sürebilir sanırdım.

Çocuktum, küçüktüm, bilmezdim böylesi yaşamanın bir ömür mümkün olmadığını o zamanlar. Meğer ikrarın – ki eğer suçsa pollyanna olmak – vicdan yargılamasında da delil değeri tartışmalıymış. Meğer karar üst merciide bozulabilirmiş. Anladım.

Büyümek var mıymış ? Ve eğer büyümek pollyanna olamamaksa artık ? O halde büyümüş müydüm ? Çünkü;

hani içimde temize çıkardıklarımı artık temize çıkaramaz olmuştum ya,

hani artık biri bir şey yapmışsa isteyerek yapmıştır diyordum ya,

hani hayır, sen yanlış anlamamışsındır, onlar öyle davranmak istemişlerdir diyordum ya artık;

büyümek miydi bu ? Oysa hep korkmaz mıydım büyümekten ? Ama bilirdim, küçüklükten beri bilirdim ki korkularımla hep yüzleşecektim. Kimi isteyerek kimi istemeyerek ama mutlaka.

Ben insanların hep iyi olduğuna inanmıştım, bir ben kötüydüm işte ama artık biliyorum ki benim dışımdaki insanlar da kötü. Meğer insan yaşadığı her geçen günde; daha çok bildikçe, daha çok tanıdıkça, daha çok gördükçe, daha çok duydukça tüm inançlarını kaybediyormuş. Büyümek buysa eğer o halde büyümek zorundaydım çünkü;

Bir can, onca emekle büyütülen, yetiştirilen bir can, bir zalimin kurşunuyla bir daha dönmemek üzere gidiyordu ya buradan, şimdi nasıl herkese iyi diyebilirdim ?

Dünyada bu kadar çocuk ağlıyorken, şimdi nasıl herkese iyi diyebilirdim ?

Üç- dört- beş kuruşluk paralara ( fark etmez hepsi kötü ) vicdanlar satılıyordu ya şimdi nasıl herkese iyi diyebilirdim ?

Hakkı olmayanlar hak etmedikleri yerlere geliyorlardı ya şimdi nasıl herkese iyi diyebilirdim ?

Yalancılığın, aldatmacılığın en büyük hüner sayıldığı bu şimdide ben nasıl herkese iyi diyebilirdim ?

Zulümün, ayrımcılığın, ayrıştırmacılığın, haksızlıkların diz boyunu geçtiği bu şimdide ben nasıl herkese iyi diyebilirdim ?

Dağıtımın bunca adaletsiz olduğu, sıfattan sıfata farkın bu denli çok olduğu bu şimdide ben nasıl herkese iyi diyebilirdim ? Nasıl ? 

Eğer hâlâ herkese iyi dersem; evet, bunca zaman kendimi inandırdığım o en büyük yalan, gerçeğe dönüşecek demektir. Eğer hâlâ herkese iyi dersem; evet, o halde kötü olan bir tek benimdir sadece.

Şimdi söylüyorum ki : “ Herkes iyi değildir. “

Ama şunu da biliyorum ki iyi ve kötü çok muğlak kavramlar. Biliyorum, kime göre iyi kime göre kötü diye düşünecekseniz. Ve belki sormak isteyeceksiniz. Bu soruyu bana yöneltmeniz ihtimalinde bir cevap vermem gerekecek olursa ben sizlere; fikrimce mutlak bir iyi ve kötü kavramı olmadığını, herkesçe farklı bir anlamının olabileceğini ve bu söylediklerimin bendeki iyi ve kötünün anlamlarına binaen yazılmış olduğunu söyleyeceğim. Benim söylediklerim yalnızca bendeki anlamlarına istinadendir. Bu sebepledir ki herkes benim kadar kötü artık içimde.

Sizin tanımlarınızdaysa herkes nedir ve nasıldır bunu bilemem. Bunun cevabı her birinizde, sizde saklı…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
1
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı