-2
-2 Beğeni

Merhaba busesi niteliğinde size buraya bir şarkı bırakacağım ve öpeceğim bu şarkıyı gidip dinleyenlerin en masum noktasından. (Lin Pesto – Araba)

Düşündüm. Çok düşündüm. Kendimi düşündüm. İnsanları düşündüm. Ben çok şey yapmışım. Kendime kattığım şeyler çok olmuş. “Şimdiki gibi düşünmemi dün düşündüğüm şeylere borçluyum.” demiş bir filozof desem şu an ve ünlü birinin ismini ortaya atsam vay be derdiniz ama bunu ben söyledim. Ünlü ve filozof değilim. Zaten ünlü ve filozof kelimelerini yanyana koyunca nedense aklıma serbest çağrışımla Alişan geliyor. Oğlum Allah’tandır ben kitlelere falan hitap etmiyorum. durduk yere aklımdan geçen çoğu şey birilerini muhattap alıyor. Çok alakasız ama geliyor bir şekilde yani. Her ismini andığımın beni duyması gerçekten tatsız olurdu. Alişan bile  kendini şu an bu kadar düşünmemiştir. Ünlülük ve filozlofluk kavramlarını anar anmaz ardına Alişan’ı anmam sizi yanıltmasın. Ben amansız bir felsefe severim. Hani “amansız felsefe” gibi sıfat tamlaması değil çünkü böyle olunca felsefenin amansızını düşünmek gerekir. Hadi felsefe kavramı hepimizin kafasında bir şeyler çağrıştırıyor. Amansız ne ola ki? Köküne inersek “aman” bir nidadır. Bence öyledir yani. En azından ilk bakışta bir nida bir ünlem gibi. Bu aman kelimesini genelde çaydanlık üzerimize gerçekten devrilirken kullanırız. Burak Yılmaz gol kaçırdıktan sonra elini başlarının arasına alırken acaba “aman” diyor mudur? Yok lan ellerini başının arasına LAN DOĞRUSUNU UNUTTUM BAŞINI ELLERİ ARASINA. Ne diyorduk? Amansız kelimesini flolojik dilolojik inceliyorduk. Şimdi kafamın 10 parmak düşünmelerini bir kenara bırakıp size amansız sıfatının sözlük anlamını getireceğim. Bilgileneceğiz. İlgilenenler bilgilenir  AYIKSSS ileride içinde bilgi olan bir şeyi birine pazarlamam gerekirse bilin ki bu sloganı kullanacağım… ve evet ulan evet. amansız: bağışlamayan, acıması olmayan, hoşgörüsüz… Artık bazı şeyler kendini belli etsin. Benim felsefeyle olan ilişkimi tanımlarken bdsm ile ilglili kavramları kullanmak abes değil bunu tam bu noktada lütfen ve lütfen anlayın. Öyle bir ilişki var aramızda. Felsefe ve ben evde deri kıyafetlerle geziyoruz çünkü kendimizi en rahat hissettiğimiz anlar o deri kıyafetin içinde tenimizin şırıl şırıl terlediği anlar. Bazı zaman kırbaç onun elinde oluyor bazen de benim. Felsefe insana böyle etkiler yapar. Felsefe hem kırbaçlar hem kırbaçlatır, adamın ağzına top sokar papyonu giydirir. Devam edersek tarihte ilk TEŞBİHTE HATA vakasına denk geleceksiniz. Ben de böyle yazıyorum ama bu yazı editörden geçecek mi gerçekten merak konusu. Hadi geçti diyelim, daha da faciası editörün bu içeriğe uygun görselleri yazıya eklemesi olur. Yukarıda Alişan ve Aristo yan yana, biraz aşağıda deri kıyafetli ağzında top olan bir çift, sobalı bir köy okulu… Belki Ayhan Işık ve Yılmaz Erdoğan da bizimle olur. Bu ekiple ne alaka olduğu belli olmayan bir de Asuman Dabak. Editöre özel şaka yaptık  bi de aq. Editör 😀 Naber 😀 şakaları anlayıp umarım gülüyosundur şu an, gülmüyorsan beni cinsel arzularıma göre yargılıyorsun demektir bu, ne var yani kardeşim ne var, ülkemizde her geri kalan şey gibi bdsm de çok geriden geliyor… Artık konuyu toparlamak istiyorum. Felsefe bağışlamaz, felsefe gerçekleri insanın suratına bir bir çarparken bir yandan da acımadan sizi düşünmeye teşvik eder ve asla hoşgörülü yüzünü size göstermez. Tüm bunlara rağmen amansız felsefe seviyor değilim sadece düz dümdüz bir felsefe-severim. Teşbihde de hata olmaz.

Bu noktalama işaretleri, dil bilgisi kuralları çok mühim. Hepinizin aklına çok kolay bir şekilde gelecek “oku baban gibi eşek olma” örneği beliriyor kafamda mesela yukarıdaki muhabbetten sonra. nasıl da şakalar şakalar. Bu örneği ilk veren öğretmen acaba şu an Balıkesir taraflarında kaldığı yazlık evinde, onun gibi tatilini orada geçirecek olan orta yaş ve orta yaş üstü memur akranlarına bu örneği verdiği o dersi daha dün gibi ballandıra ballandıra anlatıyor mudur? Kim bilir, kim… Bir de şey vardı hatırla “ey edip adana’da pide ye” bu cümleleri birleştiren öğretmen de acaba öğretmenliğin tüm kutsal-sosyal imkanlarından yararlanıyor mudur? Bu örnek de kesinlikle bir eğitim yuvasından çıkmış olacaktır. Aksi ihtimal dahilinde değil. Bunlar öğretmenliğin ufak trickleri işte. Bu ve bunun benzeri en az bir tane okulun içerisinde -özellikle 3. ve 7. sınıflarda- sansasyon yaratacak içeriği olmayan öğretmen de kendine öğretmen demesin.

Pandemide 2 aylık evde geçirdiğim süreçte bıyıklı bir adamdım. 2 ay suratımın tam ortasında, yani istenen durum suratımın tam ortasında olmasıdır bıyığın, bir bıyık vardı. Çok uzayınca özgüveni az solcu aktivist gibi oluyordu, kısaltıp düzeltince memur bıyığı oluyordu. Biraz zorlayınca Ayhan Işık’ı yad ederdim. Ama şansımı o kadar zorlamadım. Evdeyiz diye bokunu çıkarmak temalı hareketimi saçlarımı keserek yaptım. Yanları kazıdım sadece uzun üstü kaldı. Sayko oldu. Yenilikçi oldu. Gelenekçilerle çatışmadım, onları 2 gün sonra uzayıp kendi haline gelecek diye kandırdım. Bence punkçılar ve emolar ailelerine bu gibi bahanelerle yaklaşsalardı şu an bitme noktasında olmazlardı.Çünkü emolar ve punkçılar üniversiteyi başka şehirde kazanamadılar ve bu akımlar aile evlerinde bitmeye-unutulmaya yüz tuttu.

Allah kahretsin artık kafamın içinde serbest çağrışan şeyleri. Asuman Dabak sunumu ile bir mahkeme programı vardı. Kanal 1’deydi program. Lise 1’de evden gelip izliyordum. Tam bir gündüz kuşağı işiydi. Sertlerdi. Dobralardı. Uzun zaman işledikleri “emo kızın evden kaçması” olayını gün ve gün takip etmiştim. Kız çok değişikti. Annesi falan vardı programda ve canlı yayında kapışıyorlardı. Bence bu punkçılar emolar falan kandırabilirlerdi annelerini, onlar hep dik başlılıklarını herkese yansıtmak istediler. İlk hataları burda oldu. Acaba dinazorlar ilk hatayı nerede yaptılar evrimsel süreçte. Sıçayım kafama yine başladı çalışmaya.

Hani filmde(kelebeğin rüyası-aslında filmin adını hiç belirtmesem baya havalı olurdu ama bu repliği götümden salladığımı düşünmenizi hiç istemiyorum) diyor ya, “Yazdıklarınıza aşık olmayın, bol bol yazın.” tam olarak böyle olmasa da aşık olmayın kısmı kesin. Ben bunu hiç şey yapamadım ya. Bazen bir cümle kuruyorum ve diyorum ki AMINA KOYAYIM Mister1 NASIL CÜMLE BU. Böyle diyen biri 7 düvele duyurur di mi bu cümleyi? Yo kesinlikle hayır. Avucumun içinde eriyip gidiyor tüm güzel cümlelerim tıpkı ona benzeyen tüm diğer güzel cümlelerim gibi. Bazen hiç hatırlamıyorum ne yazdığımı. İçime bir şey kaçmış da yazmış gibi. O yazıyı sonra dönüp okuduğumda diyorum ki kendi kendime AMINA KOYAYIM Mister1 NASIL CÜMLELER BUNLAR. Aşık olmak gibi değil de Beşiktaş-Kadıköy vapurunda saçları İstanbul’u kıskandırmaya yeltenir şekilde püfür püfür rüzgarın eşliğinde denize nazır salınan o yeşil elbiseli kızla 7-8 saniye bakışmak gibi. Aşk olsa unutmazsın çünkü. Ben unutuyorum. Sadece güzel olduğu hissini hatırlıyorum. His olarak kalıyor. Bak yine oldu.  AMINA KOYAYIM Mister1 NASIL CÜMLELER BUNLAR.

Veda busesi niteliğinde size buraya bir şarkı bırakacağım ve öpeceğim bu şarkıyı gidip dinleyenlerin en masum noktasından. (Lin Pesto – Araba)


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

-2
-2 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
2
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mister1

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı