3
3 Paylaşım, 3 Beğeni

Oluşturduğumuz değerlerde kadınlık ve erkeklik;

Neden oluşturulur değerler?

Nasıl oluşur?

Kültür nedir?

Ben kimim?

Kırklarelili Pomak bir adam ve Makedonyalı bir kadının kızı mı? Bu mudur beni ben yapan?

Ya sen, sen kimsin?

Oralı veya şuralı olmak mıdır kaide?

Kültür sağ olsun bizi oralı veya buralı yapar. Eh yararları yok değil tabii… kendini ait hissetme, toplum bilinci, sen olabilme falan filan da; o kültür, tarih dediğimiz şey belirlemiyor mu o içinden çıkamadığım/çıkamadığımız kalıpları? Sana soruyorum, öyle veya böyle olmak zorunda mısın? Senden önce, hatta belkide hiç hatırında bile olmayan insanların belirlediği o kalıplar seni de darlamıyor mu?

Gün aydı, hoş geldin dünyaya.

 

Bugün (aslında dün, bugün, yarın… sanırım her zaman) en büyük derdim, yaratılan erkeklik ve kadınlık rolleri.

Bir kadın olarak erkeğe dair konuşmam sizi bunaltıyorsa, şimdi bırakıp gidebilirsiniz. İyi günler dilerim.

Ha yok buradaysanız, devam edelim.

Kadın dediğin, erkek dediğin diye başlayan safsatalar oldum olası asabımı bozmuştur. Nasıl olur da birileri kalkıp şöyle olmalı böyle olmalı diye atıp tutabiliyor?

A n l a y a m ı y o r u m.

Kimliğin bir hapishane olduğunu ve bu hapishaneyi oluşturanın da kültür olduğunu düşünürsek (ki bunu ilk iddia eden ben değilim, bir sonraki yazıda kimlik hapishanesi olsun), elimize bir silah alıp kültürü alnının çatından vurmak isteriz de, mevzu tam olarak bu kadar basit değil yahu. Öyle bir sandalyeye çöküp kadınlık ve erkeklik üzerine atıp tutan saygı değer insanları yok etmek neyi çözer? Nasıl diyordu 1984’te O’Brien “Biz senin gibileri öldürmüyoruz, çünkü öldürürsek çoğalırsınız. Biz senin gibilerin düşüncelerini hatta zihinlerini yok ediyoruz.” Aslında kapitalizmin kendisinin bir yansımasını bulabiliriz burada. Tek tip düşünce sistemleri, istenileni istendiği gibi yapmak falan diye devam eder liste. Kalıplar olmasa kapitalizm var olur mu sanıyorsun? Var olmaz yahu, çok açık değil mi? İşte burada her karşı çıkışımız yeni bir antinorm yaratışı ve kapitalizmin yeni bir seçeneği olmuyor mu? Önce kalıpları yarat; sonra eşitlik, çokkültürlülük, demokrasi ve en önemlisi özgürlük adı altında insanlara seçenekler sun ve o seçeneklere (rollere, görevlere, ahlak anlayışlarına) uymalarını bekle. Uymayanları bul ve onları yargıla (e toplum zaten en büyük yargıç değil mi?). Eh belirleneni yapmak hep çok kolay değil midir? Sana sunulandan vazgeçip yeni bi’ sen yaratmaya çalışmak -hatta seni aramak bile- daha zordur. Bi’ de içinden çıkamayacağın – belki de içinden çıkabilmeyi aklına bile getirmeyecek- kadar muhafazakar (cemaatçi) bir toplum yapısındaysan ohhoo, işin yaş demektir. Üzgünüm ama ben, sen, biz ve siz de zaten bu sisteme çanak tutmuyor muyuz? Bizi biz yapan şeylerin çoğu da bu değerler değil mi? Bu toplumsal normlara karşı çıkışta, bu normların yeni bir tür belirlenmişliği değil midir? Karşı çıkışı da toplumsal kültürün bir alt kolu olarak görebilir miyiz? Kültürel normlar gündelik hayatımızın öyle içine işliyor ki kimi zaman fark edemiyoruz bile… yemek yapmak, atanmış cinsiyete göre pembe giymek, makyaj yapmak benden beklenirken o gücü elinde bulunduran ‘para’yı kazanmak erkeğe kalıyor… (bir de bu rollerin tamamen dışında kalanlar var, bir sonraki yazıya söz.)

Kadınların eve ‘kapatılması’nı ve sınıfsal düzenin dışında bırakılmasını göç ve sanayi devrimini ele almadan açıklayamayız. Şimdi burada hepsini anlatabilmem mümkün değil… benim asıl ele almak istediğim hala aynı etkilerin devam ediyor olması. Neden yani?

Hemen söyleyeyim, sistemin (buna bağlı olarak patriarkanın) işine geliyor çünkü. Kapitalizm bireye sonsuz derece de ‘özgürlük’ sunarken yine aynı şekilde özgürlükleri kısıtlıyor aslında. Aslında teoride moda kavramından tutun da iş bölümüne kadar birçok alanda istediğimizi yapmakta özgürüz, karar bireyin elinde yani. Ancak sandığımız kadar özgür müyüz? “Evine ekmek getirmeyen adam mı olur canım sende(!) / Şuna bak nasıl paspal gelmişsin işe, makyaj yapsana biraz yahu(!) / Giydiği eteğe bak patronu ayartmaya çalışıyor sanırım, dünde gömleğin düğmesi fazla açıktı(!) / Küpe takmış bak, adam mı olur bundan(!) / Hergün geç geliyor eve kesin biriyle kırıştırıyor bu(!)” gibi gibi işte anladınız siz…

İşte bunlara uymazsanız ya dinsiz bir ‘kaltak’sınız (evet çünkü kaltaklar dinsiz olur), ya adam olamamış ya da eşine ve çocuklarına yetemeyen bir erkek (belki de bir ‘ibne’), yahut kendini geliştirmek için kendine bir şeyler katmaya çalışırken erkeğine yetemeyen gözü dışarıda bir kadın (yok yok kadın değildir ‘bayan’dır o ve evet kendini geliştirmeye çalışırsan gözün dışarıda demektir), belki de hayatındaki insanı kıskançlık ve güvensizlikle boğmadığı için bir gevşektir (yavşak, pislik, yetersiz, umursamaz falan da olabilirsin)… Evet sen hangisisin onların gözünde?

 

Tek bir sorum kaldı size… sizce ne kadarının farkındayız sırtımıza yüklenmiş normların?

 

Eh işte ev işi yaparak form koruyan kadınlar, dinlenen erkekler… evini geçindiremeyen kocaya dava… tembel koca ve diğerleri…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

3
3 Paylaşım, 3 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
2
omg
win win
0
win

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı