2
2 Paylaşım, 2 Beğeni

Güneş, ışınlarını dik bir şekilde bulunduğum terasın alnına oluk oluk akıtırken günler sonra oturdum beyaz sayfanın karşısına. Motivasyonum hiç olmadığı kadar fazla bu aralar. Terastayım. Püfür püfür esiyor. Arkada bir şarkı ama öyle bildiğimiz şarkılardan değil. Güneş tam tepedeyken dinlenilecek şarkılardan. Mesela bazı şarkılar çok akşamüstüdür. Şarkıların zamanı var. Gece şarkısı başka gündüz şarkısı başka. Benim arka planımda şu an güneş tam tepedeyken en iyi halini alan şarkılar çalıyor. Şehir olmasa da semt elimin altında. 8. kattayım. Muhtemelen eski ve az katlı apartman sakinlerinin manzarasını kapattığı için sövdüğü yapılardan birindeyim. 8 katlı apartman bizimkisi ve ben de bizden daha uzun ve manzara kapatan yapılara sövüyorum. Filmde de diyo ya hani "Gökdelenler şehrin mezartaşıdır." diye. Şehir dediğin üstünde ölü toprağı olan bir kavram yani. Buradan sayısız balkon gözüküyor. Sayısız eve şahitlik ediyorum. Hani röntgencilik gibi değil de gözlemcilik diyelim. Yan apartmanın en üst katındaki balkonda tente var mesela. Dahiyane. Şu an en çok ihtiyacım olan şey bir tente ve onu açmak için demir bir çubuk, adı neyse artık, tente ayar çubuğu. Anladınız siz onu.

Üstteki paragrafta size arkadaki çalan şarkılara eşlik ederek beni yalnız bırakmayan kahvemden ve sigaramdan bahsetmeyi unutmuşum. Onlar da benimle beraberler. Martılar da var şimdi onları söylemezsem olmaz.

"Bir dilek hakkın olsa şu an ne dilerdin?" sorusunun yanlış zamanda sorulması kadar büyük facialar geliyor aklıma. Mesela bana bir cin belirip bunu sorsa ben direk tente derim ve hakkımı harcamış olurum. Tek dilek hakkımı harcadığım tenteyi de burdan terastan söksem sökemem. Bir balkona dilek dilemiş olurum. Balkon da zaten dilek dileyebilse muhtemelen tente derdi. Balkonlar iyi ki konuşamıyor. Belki düşünüyorlardır. Eğer düşünüyorlarsa şu an bir tente hayal ettiklerini düşünmek istiyorum. Tente kritik. Tente önemli. Her ne kadar kelime fonetik olarak gerekli ciddiyeti veremese de hayatımızda büyük yer kaplıyor. Mesela yağmurlu günlerde benim en sinirimi bozan şey tenteden damlayan o su damlasıdır. Yağsın ya valla bak. Üstüme kilolarca litrelerce yağmur yağsın. Islanayım. Donuma kadar ıslanayım ama o tenteden o su kafama damlamasın. Çok kıl oluyorum abi anlatamam. Bu sıkıntıyı en çok Kadıköy'de yaşıyorum. Çarşı'nın orada tavuk döneri 2 liraya satan dükkanı sağına alıp içeri girince balıkçılar, manavlar karşılıklı dükkanlar tentelerini sonuna kadar açıp iki tente arasında ince bir boşluk bırakıyorlar ve çok damla damlıyor o tentelerden yağmurlu günlerde. Mesela şey de hoş. Açık bir havada aniden bastıran sağanakla beraber esnafın dükkanın yan duvarına yaslanmış tente ayar çubuğunu aceleyle tentede bulunan yuvaya sokup hızlı hızlı çevirme telaşı. İnkar etmeyin, var böyle bir telaş. Sebep ne? Dükanın önü ıslanmasın. Mantıklı hareket aslında. Şey de güzel. Karlı havalarda tentenin üstünde biriken kar yığınlarını alttan bir süpürge yardımıyla dürtmek suretiyle karı temizlemek. Esnaf değilim ama benim için de benim hayatım için de önemli bir yerin tam da ortasındaymış bu tente. Daha fazla tenteyle ilgili lafı uzatamayacağım özür dilerim tüm tenteseverlerden. Şu an bir dilek hakkım olsa tente dilerdim çünkü tam olarak güneş tepede.

Bir kaç gündür geçirdiğim 3-4 kişilik kalabalığın ölü toprağını 3 saat terasta güneşin altında kalarak atıyorum. Yaptığım gözlemleri neredeyse tespihe boncuk dizer gibi dizerken bir yandan etrafı izliyorum. Mesela bazı çatılarda sadece kargalar var. Amerika'daki zenci mahalleleri gibi. O çatılara lanet olası beyaz martılar giremiyorlar. Ghettoculuk gibi. Zaten bu uçan hayvanlar aleminin şehir bazında en tehlikeli üyeleri bence kargalar. Gece onlarda gündüz onlarda. Hep bir tehditkar bakışlar hep bir 'emaneti götümüze takacak bu hayvan' tedirginliği. Tam da buna benzer naif tespitlerim kafamın içinden akıp giderken iyi ki de bir cin belirmiyor yanımda. Çünkü o bana daha "1 dilek hakkın daha var ne dilersen dile brocum" demeden ben cin belirince "Kekem çakmak var mı üstünde ya?" derim. Anında derim. Az evvel tatlı teras sohbetleri yaptığım 25 yaşındaki kel arkadaşım aşağı inerken çakmağı da aldı. Yanmıyor sigaram. 

Kollarım kızaracak derecede yandı. D vitaminleri yanmış mıdır acaba? Dibi tutuyor mudur D vitaminlerinin çok güneşin altında? Fedon'a sormak lazım. Umarım yanmamıştır D vitaminlerim.

Bu hafta kişisel gelişim köşemizde ise popüler kültürün kötü yanlarından bahsedeceğiz. Sevgili arkadaşlar gündemde kalmak, gündemi yaşamak tabii ki çok önemli bir olay ama sık sık değişen algı biçimlerini çok fazla benimserseniz her defasında izlediğiniz yol çok da hoş olmaz. Anı yaşayın. Zevk aldığınız şeyleri onun bilinirliği veya bilinmezliği etkilemesin. Tam tersi de kötüdür bence. Kimse bilmiyor diye iyiymiş gibi takılınan şeyler. Sözün özü kendinizi sevin, hor görmeyin. Benim sevdiğim kadar sevse keşke herkes kendini. Bugün kendine bir iyilik yap ve kendini sev <3 afdkjsldjflsfdj kişisel gelişim kitabı yazacağım ben ya. Bana bir el atın. Bestseller'dan inmemek üzerine kurulu iç huzura yolculuk adıyla bir kitap. Tamamen keriz tokatlamaya yönelik. Kitabın kapağında eli kalbinde olan bir adam. Bence mükemmel olur. Köşe dönülür mü kitap yazarak bir fikrim yok. Eğer ikna olursam kitap yazarak köşe dönüldüğüne işte o gün tüm edebiyat ve sanat camiasını karşıma alıp dünyanın en sikko ama en çok okunan kitabını kaleme almaya başlayacağım. Tamam şaka bir yana artık. Çok şaka yaptım ve artık tat kaçtı yani. Bak hele bak hele hele sanat ve edebiyat çehrelerini karşısına alacakmış. Ben yazsam yazsam kişisel gelişemeyişimi yazarım. Kimse başarısızlık hikayesi okumak istemez elbet. Belki benim hikayemin sonu iyidir. Daha kitabın ortalarındayız. Neyse aşırı rahatsız edici bu paragrafı geçmeden son olarak; kendinize yapıldığında kıl olacağınız hareketleri kesinlikle başkasına yapmayın. Bana yapabilirsiniz çünkü ben böyle konularda insanların dün ettikleri lafları bugün karşısına çıkarıp yüzüne vurabilme kabiliyeti olan cazgır bir kişilik değilim. Benim susmam hakkaten efendiliğimden,  ağır başlılığımdan. Çizgimin neresi olduğunu bilmiyorum, o çizginin aşılması zor ve muhtemelen ben uzun yıllar boyu efendiliğimi muhafaza edeceğim.

Sınavdaki gözetmen öğretmenin o sesini duyar gibiyim "Evet çocuklar yavaş yavaş toparlayın artık." Toparlayalım bakalım.  Yine düşünmeden cümleleri dizdiğim bir yazımın daha sonundayız. 

Kendinize, benliğinize, tüm varlığınıza, elinize, kolunuza, dilinize, belinize, yerinize, gerinize, ilerinize, sevdiğinize, seveceğinize, çok sevdiğinize, saçınıza, başınıza, adınıza, sazınıza, karınıza, kızınıza, bacınıza, bacanıza, çatınıza, balkonunuza, terasınıza, tüm tentelerinize… Çok iyi bakın!


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

2
2 Paylaşım, 2 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
1
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
2
love
lol lol
2
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mister1

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı