0
1 Paylaşım

Teknoloji gelişiyor ve teknoloji ile beraber de artık bilim kurgu filmlerinin hayatımızın gerçekleri haline geldiğini görüyoruz. Jules Verne 1865 yılında Ay’a Seyahat özgün adıyla De la Terre à la Lune adlı kitabını yazdığında bu bir bilim kurgu öyküsüydü. 113 yıl sonra 20 Temmuz 1969 günü saat 20:18’da bu insanlık için bir gerçek haline geldi.

Yazımızda ele alacağımız CRISPR-Cas9  teknolojisi, moleküler biyoloji alanında bir devrimdir. Dünyayı değiştirebilecek bu teknoloji bize mevcut DNA’mızı değiştirebileceğimizi söylüyor.  Kulağa hala bilim kurgu gibi geliyor. Evet, eğer bir insansanız aşağıda anlatacağımız çoğu şey size bir bilim kurgu gibi gelecektir. Ancak bu durum fareler için hiç de öyle değil.

Bu teknoloji sadece bilim insanlarını ilgilendirmiyor. Vaadettiği sonuç ile birlikte toplumu, siyaseti ve insanlığı etkileyecektir. Yazımızda bilimsel konusuna çok az değinilecek, ağırlıklı olarak etik ve sosyal açıdan tartışılacaktır.

CRISPR Nedir ?

CRISPR, (ing. Clustered Regularly Interspaced Short Palindromic Repeats) DNA dizilimleri kümesidir.Düzenli aralıklarla bölünmüş palindromik tekrar kümeleri kısa tekrarı baz dizileri içeren prokaryot DNA segmentleridir. Her tekrarı daha önce maruz kalınan bakteriyofaj veya plazmid kaynaklı kısa “aralayıcı DNA” segmentleri takip etmektedir.CRISPR, bakterilerin kendilerini virüslerden kaynaklanan saldırılara karşı korumak için kullandıkları bir savunma sistemi olarak işlev görmektedir.

CRISPR, bakterilerin kendilerini virüslerden kaynaklanan saldırılara karşı korumak için kullandıkları bir savunma sistemi olarak işlev görmektedir.

CRISPR, Geniş Mutasyonlara ve Genetik Hasara Sebep Olabilir ...

CRISPR-Cas9 sistemi doğada plazmidler ve bakteriyel virüsler gibi yabancı genetik elementlere karşı direnç sağlayan bir prokaryotik bağışıklık sistemi olarak mevcuttur. CRISPR-Cas9 sistemi bu şekilde, bilim insanlarına herhangi bir organizmanın genomundaki belirli bir gen bölgesini kesme, etkisiz hale getirme ya da hassas bir şekilde tamamen değiştirme imkanı sunan eşsiz bir gen düzenleme aracı oldu.Bilim insanları bu şekilde gen zinciri üzerinde belirli bir bölgede değişiklik yapmanın diğer gen düzenleme teknolojilerinden çok daha kolay , hızlı sonuç veren ve daha az maliyetli olduğunu keşfettiler.  Bu teknoloji ile çok kısa sürede sonuçlar alınmasının yanında maliyeti bakımından diğer teknolojilere göre çok daha uygun. Araştırmacılar, bu tekniğin hastalıklara etkili çözümler bulmak, dayanıklı bitkiler yetiştirmek ve hastalık nedeni olabilecek patojenler ile savaşmada önemli bir gelişme olduğu fikrindeler. Cornell Üniversitesi’nden genetikçi Dr. Schimenti: “Bilim dünyasında olduğumdan beri biyolojide iki büyük gelişme gördüm. Bunlar PCR ve CRISPR. PCR’da olduğu gibi CRISPR ile de genler üzerinden değişimler yapabilecek önemli bir devrimi genetik mühendisleri olarak yapmış oluyoruz.” diyerek bu teknolojinin önemini vurguluyor. CRISPR teknolojisinin en büyük geliştiricilerinden biri olan Jennifer Doudna bunun genom için “moleküler cerrah bıçağı” olduğunu söylüyor. Hemen Amerikalı Biyolog Jennifer Doundna’yı tanıtalım:

Çalışmalarıyla CRISPR aracılığıyla genom düzenleme teknolojisini geliştirme sürecine önderlık eden bilim insanlarından olmuş, bu rolü nedeniyle “CRISPR devrimi” olarak ifade edilen sürecin liderlerinden biri olarak tanımlanmıştır. 2012 yılında, Doudna ile Emmanuelle Charpentier, bakterilerin dış etmenlere bağışıklığında rol oynayan enzimler olan CRISPR/Cas9’un, programlanabilir bir şekilde genomun değiştirilip düzenlenmesinde kullanılabileceğini öneren ilk bilim insanları oldular. Doudna ile Charpentier’in çalışmaları daha sonra çeşitli araştırma ekipleri tarafından geliştirildi ve temel biyoloji ve protein araştırmalarından, orak hücreli anemi, kistik fibrozis gibi hastalıkların tedavisine yönelik araştırmalara uzanan bir yelpazede araştırmacılar tarafından kullanılmaya başlandı.

Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’in (UC Berkeley) Kimya ve Kimya Mühendisliği Bölümünde kimya profesörlüğü, Moleküler Biyoloji ve Hücre Biyolojisi Bölümünde biyokimya ve moleküler biyoloji profesörlüğü yapmaktadır. Bunun yanında UC Berkeley’de “Li Ka Shing Chancellor’s Professorship in Biomedicine and Health” (Li Ka Shing Rektörlük Biyotıp ve Sağlık Profesörlüğü) unvanına sahip olup, UC Berkeley ile UC San Francisco’nun ortak olarak yürüttükleri bir kurum olan Innovative Genomics Institute’ün (“İnovatif Genomik Enstitüsü”) müdürüdür. 1997’den bu yana Howard Hughes Medical Institute’te araştırmacı olarak çalışmaktadır.

Doudna, biyokimya ve genetiğe katkıları nedeniyle ödüller kazanmış ve akademi üyeliklerine kabul edilmiştir. 2000 yılında X ışını kristalografisi aracılığıyla riboziminyapısını keşfettiği için Alan T. Waterman Ödülü’nü aldı. 2015’te CRISPR/Cas9 teknolojisini geliştirmeleri nedeniyle Charpentier ile birlikte Breakthrough Prize in Life Sciences’a layık görüldü. Aldığı diğer ödüller arasında Gruber Genetik Ödülü(2015), Gairdner Vakfı Uluslararası Ödülü(2016) ve Japonya Ödülü (2017) bulunmaktadır. 2002’de Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisineseçildi. 2015’te Charpentier ile birlikte Time dergisinin dünyadaki en fazla etki sahibi insanları listelendiği Time 100 listesinde yer aldı.

Çin'den CRISPR gen düzenleme yöntemine bir alternatif geldi

CRISPR TEKNOLOJİSİ İLE BAŞARILANLAR
CRISPR-Cas9 genetik bileşeni olan çok sayıda tıbbi rahatsızlığın (kanser, hepatit B ve hatta yüksek kolesterol) tedavisinde kullanılmak için yüksek potansiyele sahip. Körlük, Huntington hastalığı, anemi vb . hastalıkları durdurmak bu teknoloji ile hedefleniyor. Hatta down sendromu, dwarfism gibi durumları da engelleyebileceğini söylüyor.

– 2016 yılının Mayıs ayında CRISPR kullanılarak bir farenin genomundan HIV virüsü taşıyan DNA bölümü çıkarıldı. İnsanlarda da başarılabilineceği düşünülüyor.
-Bilim insanları 2016 yılının Ocak ayında körlüğe neden olan bir hastalık olan “retinitis pigmentosa”ya yol açan genetik mutasyonu fareler üzerinde başarılı bir şekilde etkisiz hale getirdiklerin duyurduktan sonra bir biyoteknoloji şirketi olan Editas Medicine aynı tekniği insanlar üzerinde kullanmak için bir yol aramaya başladı.
-Ardından bilim insanları CRISPR kullanarak fareler üzerinde kanserli hücrelerin komuta merkezini direkt olarak hedef almayı ve etkisiz hale getirmeyi başardıklarını duyurdu.Haziran ayında Parkinson hastalığına yol açan beyin hücrelerinde *–bulunan alpha-synuclein proteininin görüntülenmesi ve izlenmesi için yine CRISPR kullanıldı.
-2017 yılının Ağustos ayında bir grup bilim insanı, insanlarda ani kalp kası sertleşmelerine yol açıp ölüme sebep olan MYBPC3 adlı genin taşıdığı genetik mutasyonu embriyo hücreleri üzerinde etkisiz hale getirdiklerini

-NewScientist’in 16 Şubat 2017 yılında yayımladığı bir yazıya göre bu teknoloji kullanarak Harvard Üniversitesi’ndeki Maverick genetikçi George Church, melez yünlü mamut embriyosu yaratmanın sadece iki yıl uzakta olduğuna inandığını açıkladı. Tabii tamamen saf bir mamut oluşturmanın uzun yıllar alacağını ancak imkansız olmadığını söylüyor. İlk olarak Asya fili genomuna hücrelerine çeşitli genler yükleyerek bunun oluşturulabileceğini söylüyor: tüylü uzun saçlar, kalın yağ katmanları ve soğuk adapte edilmiş kan gibi anahtar genetik özellikler ekliyor.

Şimdiye kadar, 45 mamut benzeri DNA düzenlemesi Asya fili genomuna eklenmiştir. Church, “Tüm bu düzenlemelerin etkisini değerlendirmenin yolları üzerinde çalışıyoruz” diyor. “Düzenlenecek genler, fillerin soğuk ortamlardaki başarısına katkıda bulunan şeyleri etkiler. Küçük kulaklar, deri altı yağ, saç ve kanla alakalı olanları zaten biliyoruz. ”

Church, bir sonraki adımın hibrid bir embriyo üretmek olacağını söylüyor, ancak gerçekte bu daha çok mamut genetik özellikler taşıyan bir fil embriyosu gibi olacak. “Henüz orada değiliz, ancak birkaç yıl içinde olabilir.”

-2014 yılında MIT’de görev yapan biyomühendis Anderson ve ekibi Tyrosinemia adı verilen genetik mutasyondan kaynaklı metobilik hastalığı CRISPR teknolojisi kullanarak tedavi ettiler. İlk kez yetişkin bir farede genetik mutasyondan kaynaklı hastalığın bu yöntemle tedavi edilmesini sağladı. Bu gelişme insanlar üzerinde gen terapilerin etkili hale getirilmesi adına önemli bir gelişme niteliğindedir.

Aynı şekilde bu teknoloji risklerde barındırıyor: Dr. Haber uzun süredir araştırmacıların genetik mutasyonlardan kaynaklı hastalıkların tedavisinde gen değişimleri yapmanın etkili yolu üzerinde çalıştıklarını, bu teknolojinin bu anlamda önemli katkılar sağlasa da sorunlu geni tedavi etmeyi amaçlarken sağlıklı genlere çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde öngöremediğimiz başarısız sonuçların meydana geleceğini belirtiyor.

BU TEKNOLOJİ İLE NELER YAPILABİLİR ?
Öncelikle belirttiğimiz gibi pek çok hastalık tedavi edilebilir. İnsanlar daha embriyo aşamasındayken üstsoydan geçen genetik hastalıklar tedavi edilebilir. İnsan zekasının kapasitesi arttırılabilir. DNA’mızda yazılı olan tüm özelliklerimiz biz daha doğmadan tasarlanabilir. Gözlerimizin rengi, boyumuzun uzunluğu, taşıyıcı genlerimizin yok edilmesi, derimizin, saçımızın rengi aklımıza gelen ve DNA’mızda yazılı tüm özelliklerimiz değiştirilebilir ve bize yeni özellikler eklenebilir. Kısacası üstsoyumuz bizi ”TASARLAYABİLİR.”

Kulağa gerçekten de bilim kurgu gibi geliyor. Ancak zamanla beraber artık öyle değil

28 Kasım 2018’de He Jiankui, Hong Kong’daki İkinci Uluslararası İnsan Genomu Düzenleme Zirvesi’nde, gen düzenleme teknolojisi olan CRISPR-Cas9 tekniğini kullanarak, HIV’in insana bulaşmasını kolaylaştıran CCR5 geninde bir değişiklik (Genin delta 32 bölgesini sildiklerini öne sürüyor) yaptıklarını ve bu değişikliği yaptıkları embriyolardan iki tanesinin tüp bebek yöntemi ile rahime aktarıldığını ve yaklaşık bir ay önce iki sağlıklı kız bebeğin doğduğunu açıkladı. Bu iki kız bebeğin adı Nana ve Lulu. Bebeklerin babası HIV taşıyıcısıydı.

Hemen He Jiankui’nin kim olduğundan kısaca bahesedelim:
He Jiankui ABD’deki Rice ve Stanford Üniversitelerinde okudu. Shenzhen’deki Güney Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde bir laboratuvar açmak için Çin’e döndü. Ekim 2018’in ortasında doğan Lulu ve Nana’nın Kasım 2018’deki duyurusu, başlangıçta basında büyük bir bilimsel gelişme olarak oldukça övgü gördü. Ancak deneyin nasıl yürütüldüğünü inceledikten sonra kınandı ve 29 Kasım 2018’de Çinli yetkililer tarafınsan çalışmaları askıya alındı. Üniversitenin açıklamasına göre 21 Ocak 2019’da SUSTech tarafından kovuldu.
Aralık 2019’da, MIT Technology Review , yayınlanmamış araştırma makalesinin alıntıları da dahil olmak üzere bugüne kadar yaşanan tartışmalara bir genel bakış bildirdi.Aralık 2019 30 günü, Dameisha Bölge Halk Mahkemesi mahkum üç yıl hapis ve 3 milyon RMB(Renminbi)para cezası. Time Dergisi’ne göre 2019 yılının en etkin 100 kişisi arasındadır.

Kınanmaların aksine He Jiankui yaptıklarını tek tek açıkladı. Lulu ve Nana’nın diğer bebekler kadar sağlıklı olduğunu ve yaptıkları ile gurur duyduğunu ayrıca bebeklerin ”tasarlanmış bebekler” olarak adlandırılmasının yanlış olduğunu ”gen düzenlemesi” kavramının daha doğru olacağını belirtti.

Bebeklerin genlerini değiştiren Çinli bilim insanı He Jiankui ...

He Jiankui:
Bozuk bir gen, kısırlık veya önlenebilir bir hastalık hayatı söndürmemeli veya sevgi dolu bir çiftin birliğini baltalamamalıdır. Birkaç aile için erken gen cerrahisi, kalıtsal bir hastalığı iyileştirmenin ve bir çocuğu ömür boyu acı çekmekten kurtarmanın tek uygun yolu olabilir.

Gen ameliyatı; estetik, geliştirme, cinsiyet seçimi amacıyla veya çocuğun refahını, sevincini, özgür iradesini tehlikeye sokacak bir şekilde asla kullanılmaması gereken ciddi bir tıbbi prosedürdür. Hiç kimsenin hastalığın önlenmesi dışında bir çocuğun genetiğini belirleme hakkı yoktur.

Gen ameliyatı, çocuğu kalıcı olabilecek potansiyel risklerle karşı karşıya bırakır. Gen ameliyatı sadece ciddi bir tıbbi ihtiyaç, doğabilecek risklere ağır bastığında yapılabilir. Bir yaşam fiziksel bedenimizden ve DNA’mızdan daha fazlasıdır. Gen ameliyatından sonra çocuğun özgürce yaşama; mesleğini, vatandaşlığını ve mahremiyetini seçme hakkı vardır. DNA’mız hayat amacımızı veya başarılarımızı önceden belirlemez. Kendi çalışkanlığımız, beslenmemiz, toplumun ve sevdiklerimizin desteği bizi her daim ilerletecektir. Genlerimiz ne olursa olsun, her bakımdan eşitiz. Zenginlik sağlığı belirlememelidir. Genetik tedavi geliştiren kuruluşların her kesimden aileye hizmet etmek için derin bir ahlaki zorunluluğu vardır.

Tabii buna hayranlıkla bakanlar olduğu gibi ”canavarca” olarak bulanlar da var:
BBC’ye konuşan Oxford Üniversitesi Etik Profesörü Julian Savulescu, “Eğer bu araştırma doğruysa tek kelimeyle canavarca bir şey. Genlerle oynamanın erken yaşlarda ya da ilerleyen yaşlarda ne gibi sorunlara yol açabileceği kestirilemez. Kansere dahi yol açabilecek sonuçlar doğurabilir. Bu deney sağlıklı bebekleri büyük bir tehlikeye atmaktan başka bir şey değil” dedi.

Genetiği ile oynanmış bebek yaratmak halihazırda 25 ülkede yasaklanmış durumda. Avrupa’nın genelinde yıllardır yasaklı haldedir. Bu kararı almalarındaki en önemli etken Nazi Almanya’sının ”Üstün Alman Irkı” yaratma çabasıdır.
CRISPR teknolojinin üssü olan Amerika ve Çin’de dahi henüz gen çalışmaları tamamen yasallaşmış değil. Belirli sınırlamalar halinde çalışmalar yürütülüyor.
2015 yılında BM dünya çapında bir yasak talebiyle germ hücre düzenlemelerinin tüm insanlığın adına leke sürebileceğini, çünkü aşılan bir sınırın diğerini takip edebileceğini berlirtti.

Peki iyileştirme ve geliştirme arasındaki fark nedir? Bu neye göre belirlenecek ? Sağırlık bir hastalık mıdır ? Cücelik bir hastalık mıdır ? Çoğu sağır insan ve çoğu cüce insanlar bu cevaplara hayır diyor. Aktivist Rebecca Cokley durumu böyle açıklıyor. Kendisi Amerikan İlerleme Merkezi’inde Engellilik Adalet Girişimi’nin direktörü olup Amerikalı bir engelli hakları aktivisti ve kamu konuşmacısıdır.
(Aşağıdaki konuşma ”Explained” adlı belgeselden alıntıdır.)
”Hepimizin hasta olduğunu, cücelik mağduru olduğumuzu söylüyorlar. Ben 39 yıldır cüceyim ve bununla yaşıyorum. İkinci jenerasyon bir cüce olarak üçüncüyü yetiştirmekten gurur duyuyorum. Ben cücelik mağduru değilim. Toplumun mağduruyum.”

Hem fikir olmadığımız durumlar olduğu gibi hem fikir olduğumuz hastalıklar da sınırsız. Bir gün bu teknoloji hayatımızın parçası haline gelecekse yasal düzenlenmenin boşluk bırakmayacak şekilde ele alınması şart.

Tarım alanında da bu teknolojinin kulanılabilineceği konusunda yaygın görüşlerde mevcuttur
Geleneksel bitki ıslahının artan gıda taleplerini ve diğer çevresel zorlukları karşılaması olası değildir. Buna karşılık, CRISPR teknolojisi genom düzenlemesinin önündeki engelleri siler ve bitki ıslahında devrim yaratabilir. Bitkilerdeki belirli yok oluşları engelleyebileceği, daha verim alınabileceği söyleniyor.

GELECEK VE ETİK TARTIŞMASI

Nature‘da yayınlanan araştırmalar bazı temel bilimsel sorulara cevap vermeyi amaçlıyor. Ve tabii ki etik ilkelere bağlı kalarak, araştırmaların başlangıcı, uygulanması ve hakem incelemesi esnasında sıkı ve eksiksiz bir etik değerlendirme ile kontrol edildiler. Araştırmaların her ikisi de embriyo, sperm ve yumurta donörlerinin tam rızası ve etik onayını almışlardı ve ilgili makamlarca yetkilendirilmişlerdi.

CRISPR-Cas9’un insanlarda kolayca olarak kullanılır olmasına şuanlık epeyce zaman var gibi görünüyor. Araştırmaların çoğu hâlâ model hayvanlar ve ”düzeltilmiş” insan hücreleri üzerindeki kullanımına yoğunlaşıyor. Asıl amaç tabii ki günün birinde bu teknolojiyi kullanarak insanlara rutin tedaviler yapabilmek. Ancak istenmeyen değişik boyutlarda sonuçlar da meydana gelebilir.
İlk olarak bu teknolojiye dünya üzerindeki herkesin erişim olmayacak. Sağlık hizmetlerine erişimin eşit olmadığı göz önünde bulundurulursa sadece üst kesime genetik avantaj tanıma riskini alıyoruz. Şu an bile az gelirli ailenin çocuğu ile yüksek gelirli ailenin çocuğu arasında yüzde on, on beşlik bir fark görülebilirken bu teknoloji ile bu fark, şu an ki mevcut farkın iki katına çıkabilir. Yani gelirler arası dağılım daha çok belirginleşir hale gelmektedir.

CRISPR Cas9 teknolojisi hastalıklarımızı yok etmeyi amaçlayabilir. Ancak, planlananın aksine bazı embriyolarda beklenmedik genlerde de değişim olduğu gözlemlenebir. Embriyolardaki bilgilerin sonraki jenerasyonlara da aktarılacağı göz önüne alındığında, bu teknolojinin klinikte embriyolar ve bireyler üzerinde kullanılması gelecekte beklenmedik, çok büyük sorunlara yol açabileceği düşünülmektedir.

Üstelik henüz biz doğmadan kişilik hakkımıza bir müdahalenin olduğu söylenebilir. Çoğu insan türdeşleri tarafından ”tasarlanmak” istemeyebilir. Ya mavi gözlere sahip olmak istemiyorsak ? Gözlerimizin aynı kalmasını istiyorsak ?

Mevcut olan ve biz daha embriyo halindeyken ”hastalık” olarak tanımlanmış olan genimizin değiştirilmesi vücudumuzda başkaca sorunlara neden olabilir. Hedeflenen sonuçtan farklı felaket sonuçlar meydana gelebilir. Bir hastalık yok olurken diğer oluşabilir.

CRISPR-Cas9 teknolojisi dikkatle takip edilmesi gereken etkili bir genom düzenleme yöntemidir, çünkü bilim insanlarının insan eşey hücre öncüllerini kalıcı olarak değiştirmesi gibi bir durum söz konusu olabilir. Alanında uzman bilim insanları, etik açıdan itirazlarını ayrıntılı olarak listeleyip insan embriyosunda uygulanacak gen düzenleme araştırmalarının bundan sonra nasıl yürütülmesi gerektiği hakkındaki tavsiyelerini açıkladılar. Bu çabalarını disiplinlerarası etik konsorsiyuma temellendiren Hinxton Topluluğu ve aynı şekilde ayrı olarak çaba gösteren Amerikan Bilim, Mühendislik ve Tıp Akademileri, Uluslararası Kök Hücre Araştırmaları Topluluğu gibi kuruluşlar temel biyoloji dahilinde insan eşey hücre öncülleri düzenleme araştırmalarının bilimsel amaçlara uygun olacak şekilde kullanılabileceği konusunda fikir verdiler.

Bu çalışmalar birkaç nokta açısından değerlidir. İnsan embriyosu biyolojisinin ve bu bağlamda gen düzenleme sisteminin muhtemel mekanizmalarının anlaşılmasında önemli katkılar sağlıyorlar. Ayrıca önemli teknik ve etik sorunları öne çıkararak bu alanda gelecek araştırmaları değerlendirip planlayan araştırmacılara, kaynak sağlayıcılara, dergilere ve denetleyicilere (regulator) bilgi sağlamış oluyorlar.

SONUÇ
Bilim hayatımızı kolaylaştır ve bize yol gösterir. Bu teknoloji ile henüz doğmamış pek çok hayat daha kolay yaşanılabilir hale gelebilir Pek çok olumlu sonucu vardır. . Tabii ki yukarıda belirttiğimiz bilim adamlarının çekincelerini de göz önüne alarak hukuken gerekli yasalar ve sınırlandırmalarla düzenlenmesi gerekmektedir.

İzlemeniz gereken bir film :GATTACA

Gattaca, Amerikan bilimkurgu filmi yazarı Andrew Niccol tarafından yönetilen 1997 yılı çıkışlı başrollerini Ethan Hawke, Uma Thurman ve Jude Law’ın paylaştığı bir bilimkurgu filmidir. Loren Dean, Ernest Borgnine, Gore Vidal ve Alan Arkin gibi isimlerin de rol aldığı film ayrıca 1997 yılında Akademi Ödülleri’nde En İyi Sanat Yönetmenliği dalında Oscar Ödülüne aday olmuştur.

21. yüzyılda Dünya’da genetik mühendisliği çok ilerlemiştir ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaya çalışılmaktadır. Özel görevler için yetiştirilen yeni süper insan ırkı yüzünden, normal yollardan dünyaya gelmiş insanlar işsiz kalmakta ve ikinci plana itilmektedir. Hayatın her aşamasında DNAların kimlik görevini üstlendiği bu dönemde, kan, saç ve idrar gibi insandan direkt olarak alınmış maddeler belirli makinelere konularak, insanların hayatın çeşitli konumlarındaki geçerliliği ölçülmektedir. DNA’ları yetersiz (invalid) olarak görülen bazı insanlar, toplum içerisinde bir alt sınıf oluşturmaktadır.

Filmin etkisi oldukça büyüktür.;

Tamamen genetik araştırmalar için 1 Mayıs 2017 yılında kurulmuş olan Genomic Prediction isimli şirketin CEO’su Gattaca adlı filmden ilham aldığını dile getiriyor.

Aynı şekilde yukarıda bahsettiğimiz Jennifer Doudna’da bu film için:
”Filmi ilk izlediğimde bilim kurguydu. Şimdi ise gerçekleşmenin eşiğinde olması inanılmaz.”

Aynı şekilde Jennifer Doudna Tedtalks için;
https://www.ted.com/talks/jennifer_doudna_how_crispr_lets_us_edit_our_dna/transcript?language=tr

Jennifer Doudna (UC Berkeley / HHMI): Genome Engineering with ...

KAYNAKÇA:
https://www.nature.com/articles/nature24033
https://www.nature.com/articles/nature23305
https://www.turkiyeklinikleri.com/article/en-crispr-cas9-teknolojisi-guvenliligi-ve-etik-acidan-degerlendirilmesi-87970.html
https://evrimagaci.org/
https://www.newscientist.com/term/what-is-crispr/
https://en.wikipedia.org/wiki/He_Jiankui
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46369244
https://time.com/4200695/crispr-new-gene-editing-on-human-embryos-approved/
https://tr.wikipedia.org/wiki/Jennifer_Doudna
https://www.newscientist.com/article/2121503-can-we-grow-woolly-mammoths-in-the-lab-george-church-hopes-so/
https://1000kitap.com/yazar/jennifer-a-doudna/alintilar
https://tr.wikipedia.org/wiki/Gattaca
https://www.researchgate.net/publication/322826358_The_future_of_CRISPR_technologies_in_agriculture
https://time.com/4200695/crispr-new-gene-editing-on-human-embryos-approved/


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0
1 Paylaşım

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
1
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı